Kayıtlar

Üzgün Olmak İçin Daha İyi Sebepler

Merhabalar.

Bu yazıyı ne zaman yayımlarım bilmiyorum ama şu an aldığım bir haberin etkisiyle yazıyorum.

Uyarı: hassas, depressif, üzgünseniz bu yazıyı okumanızı tavsiye etmiyorum.







*Haber şu ki, 3 gün önce okulun camından atlayan bir kız bu gün hayatını kaybetmiş. Olayın yerini ve şahsın kimliğini belirtmemeği tercih ediyorum zira zaten kendisini tanımıyorum.

Gencecik bir hayat neden kendisini yok etsin ki, değil mi?

Hiç düşündünüz mü ki sözleriniz hayatlara mal olabilir? Yanlış anlamayın, suçlu aramıyorum. İntihar o kadar hassas bir konu ki, bu yolla gidenin ardından günah keçisi aramak fazla tedirgin edici. Sonuçta insanlar kötü şeyler söylerler ama nadiren kişilerin ölmesini içtenlikle arzularlar, değil mi? Demek istediğim, kalpler kırarız ama kırma maksatımız bu kadar ciddi bir olay değildir.

Ama işte.. Gencecik bir can. Giden ayrı, geride bıraktıklarıysa apayrı. Evlat yitirmek çok bambaşka bir şey zaten. Bu konuya değinme yetkisini de kendimde görmüyorum.

İnsan düşünüyor, tek bir …

Kin tutmuyorum canım, huyum böyle

Resim
Merhabalar!

Bu gün size bir huyumdan bahsetmek istedim. Açıkçası bunun iyi bir karakter belirtisi olduğunu düşünmüyorum ama daha bana ve ya başkasına zarar verdiğini de görmedim. Olay şu ki, unutamıyorum.



Böyle ciddi ciddi saçma sapan zamanlarda söylenen saçma sapan şeyleri hatırlıyorum. Asla kin, "Bana zamanında ne demişti eşek" durumu yok bu arada. Gerçekten yok. Sadece "Yumurtanın sarısını yemediğimde bana "zengin bebesi olduğunda yemezsin" demişti" gibi şeyler düşünüyorum. Sanırım zamanında dikkatimi tamamen kendisine çeken cümleler bir türlü aklıma yapışıp kalıyor. Derslerde böyle miyim peki? Asla:)

Mesela 4-5 yaşındayken mahallemizdeki kızın ablasının elindeki yaraları iyileştirmesi için salyangoz toplardık (ne kadar doğru bir yöntem olduğu tartışılır tabi). Bir keresinde eli yaralı olan kızın (genç kız yaşlarında) benden 1 yaş büyük kardeşi çooook minik, tatlı bir salyangoz bulmuştu. Her kese bakması için vermişti, ben bakmak istediğimde yere atmıştı.…

"O" an, Ergen Çevre ve Ben Neyi Yanlış Yaptım part 2

Resim
Merhabalar!

Yazımın ilk kısmını okudunuz mu, bakayım? Okumadıysanız, lütfen tıkınız, çunkü hiçbir önemi kalmaz bu yazının.

Uzatmadan devam edeyim en iyisi..
*** Şimdi.. Sorun çoçuğun bana ilgi duyduğunu anladığımda başladı. Daha önce birilerinin bana ilgi duyduğunu sezmiştim ama karşı tarafa ben şahsım adına ilgi duymadığım için olayı hemen kapatmıştım. Bu sefer farklıydı ama:)
Nasıl bir ilgi, biliyor musunuz? Sadece benim ve onun arasındaydı ve dışardan kimse bir şey söyleyemezdi. İlgisini hissediyordum, benim derslerimle ilgilendiğinde. Selam verirken utanmasında ve selam vermek için son ana kadar beklemesinde. Gülerken bana bakmasında, gizlice el sallamasında, yanımda birileri varsa bana gülümseyip gözüyle yanımdakini işaret edip başını aşağı saldığında. Bana değer verdiğini bildiğimde. Bakıp da kendim içimden onun mutlu olmasını dilediğimde. Ayy çok klişe şeyler gibi ama biz kendimiz çok mutluyduk:) Benim gibi asosyal zaten başka ne isteyebilirdi ki? Başkalarının yorum hakkı olmay…

"O" an, Ergen Çevre ve Ben Neyi Yanlış Yaptım

Resim
Merhabalar!

Bu sefer herkesi içinde barındıran ve hepimizin aşina olduğu bir konuyu ele almak istedim.

Konumuz: "Iç güzellik, dış güzellik ve bir ergenin tarafanı seçmesi gereken "o" an" + kişisel deneyim:)

İnsanlar büyürler ve eninde sonunda ergenliğe girerler (çok gerekli bir bilgiydi, vermezsem olmazdı). Ve bu insanlar büyüdükçe kendi cinsel kimliklerini bulurlar (bu da önemli bir konu). Ve pek çok insanın da ilk "Anag, ben hoşlaştım sanırım" anı bu zorluklu, hormon dolu döneme tekabül etmektedir.
Peki ya bu zorluklu, hormon dolu günleri adeta kraliçeyi döpiyesin bezediği gibi süsleyen "Anag, ben hoşlaştım sanırım" anı kendisiyle neleri getirir?

Şimdi, bu an getirebilir özsaygı kaybedişini. Bu an getirebilir fazla özgüveni. Bu an getirebilir fayansları yumrukla kırabilecek gücü. İste getirebilir de getirebilir.

Ama bu gün kendi deneyimimi, bana ne getirdiğini anlatmak istiyorum. Çünkü neden? Çünkü bu blog deneyimlerin blogu! Çunkü burası başk…

Ya Hayatım Kayacak, Ya Da Örneklik Birisiyim

Resim
Merhabalar!
Umarım iyisinizdir, güzel bir gün geçirmişsinizdir. 
Düşündüm de, hep bir olaylar olur, o olaydan ders çıkarırız ve ya çıkarmayız, en sonunda onu dile getiririz. Olaylar olurken tüm yaşananları serüvenin bir parçası olarak kabul etmiyor gibiyiz açıkçası (en azından ben). Demek istediğim şu ki, yaşanan olayların hangi serüvene ait olduğunu kestiremiyoruz. Gün içinde su içersin, işe gidersin, arkadaşlarınla buluşursun amma hangisinin senin hayatını ciddi bir şekilde etkileyeceğini o an bilemezsin. Hepsi birlikte birer macera olur bizim için.
Ama bu sefer farklı:) Öyle bir karar aldım ki, etkisinin az olması çok az bir ihtimal. Başlıkta yazdığım gibi hayatım kaymakla kaymamak arasında ince bir çizgide:) O yüzden düşündüm ki, bu kararımı yazayım, gerisinde neler olacaksa birlikte bakalım. Apayrı bir serüven olsun hayatımın içinde.
Şimdi... Bunu aylar önce yaptım gerçi ama üzerinden çok fazla geçmedi.. 
ÜNİVERSİTEYİBIRAKTIM!
Diğeceksiniz ki, “Neden?”, “Ne oldu?”, ”Çok mu kötüydü…

Online Hatalar Güncesi #1 - "Çirkef Anonim Yorumcu"

Resim
Merhabalar~ 

Önemli: Bu seri şahsımın ve diğer paylaşmak isteyenlerin internet üzerinden yaptığı hataları içeremektedir. Hiç birinden gurur duymadığımı belirtmek isterim. Benim yaptığım yanlışların kimse tarafından tekrar edilmesini istemiyorum ve umarım siz de bunları yapıyorsanız durursunuz. 





Duyuru: Eğer zamanında yaptığınız ve ya şu an yapmakta olduğunuz online hatalar, pişmanlıklar, mağduriyetler ve s varsa, benimle omelaskitaplik@gmail.com adresinde - kimliğiniz belli olsun, olmasın hiç farketmez - paylaşmaya çekinmeyin lütfen.
Hikayeye başlıyorum o zaman..
Yıllar yıllar önceydi... 4-5 yıl kadar vardır herhalde. Bir blog vardı ve yazarı gencecik bir kızdı. Bu kıza Yasemin diyelim. Blog günlük tarzında, Yaseminin şiirlerini filan paylaştığı bir yerdi.
Tabi ben de bir baltaya sap olamamış, yaptıklarımı öğrendiğinizde anlayacağınız üzere beceriksiz, klavye başında Dünyayı kolay lokma olarak gören birisiydim (gerçekten utanıyorum).
Yaseminin blogunu keşfetmemle birlikte kıza "müpt…

Belgesel yorumu: “Finding Vivian Maier”

Resim
Merhaba!

İlk yorum yazım bende (nedensizce) özel bir yeri olan ve ayrıca blog tasarımımda kullandığım fotoğrafın sahibi Vivian Maier hakkında olsun istedim.

Yıllar önce tesadüf eseri sırf süresi az olduğu için açıp izlediğim bu belgeseli önüme gelene tavsiye ediyorum. Henüz sadece ablama izletebildim:D

Neyse,filmin konusuna geçelim:


“Vivian Maier 1951 yılında henüz 25 yaşındayken Fransa'dan, ömrünün geri kalanını geçireceği New York'a taşınır; bu andan itibaren 40 yıl boyunca ise dadı olarak çalışarak hayatını sürdürür. Ancak bu mesleğinin yanısıra öyle bir yeteneği vardır ki ancak öldükten sonra tesadüf eseri keşfedildiğinde değeri ortaya çıkar. Tutkulu bir amatör sokak fotoğrafçısı olan Maier, hayatı boyunca 100 binin üzerinde fotoğraf çeker ve bu eserleri ölümünden sonra bir müzayede sonrasında keşfedilerek önemli addedilir. Maier'in hayatının önemli anlarını aydınlatmaya çalışan belgesel bu tutkulu sanatçının fotoğraflarının altında yatan gizemin de peşine düşüyor.”
kayn…